|
Sevgililer Günü Rüyası
Günlerce ne alacağını düşündü. Okuldaki bütün
oğlanların peşinden koştuğu kıza öyle bir şey almalıydı
ki, kız hediyeyi aldığında onu ne kadar çok sevdiğini,
gerçekten, bugüne kadar selâmlaşmalar dışında hiç
konuşmasalar bile aşkının büyüklüğünü anlasın. Aslında
nelerden hoşlandığını bile bilmiyordu. Önce ona şöyle
pahalı, göz kamaştırıcı bir mücevher almayı düşündü.
Kızlar parlak şeylere bayılır, hele mücevherlere...
Gözlerinin yeşilinde bir taş? İncecik, uzun boynuna
ışıktan bir çizgi çekecek pırlanta bir gerdanlık?
Geceyarısını çoktan geçiyordu. Kurduğu hayaller
büyüktü ama gerçek çok farklıydı. İstese bile böyle bir
şey alacak parası yoktu. Hem zaten kızın böyle şeylere
ihtiyacı yoktu. Onun için değişik bir şey sayılmazdı.
Peki ama ne olabilir diye düşündü. Örneğin bir giysi mi?
Bazı dergilerde, filmlerde öyle güzel giysiler görürdü
ki, hep o ünlü oyuncuların üstünden giysiyi çıkarır, ona
giydirirdi. Uzun boyu, ince, kayar gibi zarif
yürüyüşüyle hepsinin içinde bambaşka olurdu. Hayır,
hayır, bir giysi sıradan bir şeydi. Çok farklı çok özel
bir giysi bulmaksa çok zordu. Yarın ilk işi, eski
eşyaların satıldığı semte gitmek olmalıydı. Belki orada
çok eski, çok değerli, anılarla dolu bir şey bulurdu.
Artık kimsenin ilgilenmediği, belki istese de
bulamayacağı türden bir şey. Ne olabilirdi ki? Ah, belki
de bir gramofon. Evet, bu harika bir fikirdi. Bir
gramofon ve bir plâk. Bir taş plâk.
Uykusu iyice açıldı. Acaba bulabilir miydi? Ona
kimbilir kaç kez kafasında kurup da söyleyemediği
duygularını anlatacak bir plâk. Eski bir şarkı. Eve
gidip de gramofonu kurduğunda, plâğı çalacak ve elbette
her şeyi anlayacaktı.
" Herkesin sevdiği, herkesin aşık olduğu, herkesin
peşinden koştuğu birine seni seviyorum demek amma da
zor," diye düşündü. Sabah erkenden kalkıp eskicilerin
olduğu semte gitmek üzere yattı. Bir süre sonra uykuya
daldı. Rüya perisi ona ışıltılı çubuğuyla dokundu. Onun
yüreğinde, hayatı boyunca unutamayacağı bir kıpırtı
olduğunu, bundan böyle onun için aşkın bu kıpırtının ta
kendisi olacağını biliyordu. Bu çok özel geceyi
unutmamasını istedi ve ona çok güzel bir rüya verdi.
Çocuk rüyasında uçsuz bucaksız bir yeşillikte kızla
dansediyordu. Yerde biraz ötelerinde duran eski
gramofonda " Sen İçimde Bir Yerdesin" adlı tango
çalıyordu. Kız hiç ağzını açmıyordu ama çocuk onun, "
Çok mutluyum ve bana beni sevdiğini söylediğin için bu
günü asla unutmayacağım" dediğini duyuyordu.
Yeşilliklerin içinde dönüyorlardı ve çocuk hep " Ne
kadar güzel bir gün. Güneşin ışıklarının, bu kadar
parlak olabileceğini bilmiyordum," diye düşünüyordu.
Sabah uyandığında rüyasını olduğu gibi hatırlıyordu
ve unutmamak için kendi kendisine tekrarlayıp durdu.
Acaba ne anlam çıkarmalıydı bu rüyadan. O gün Sevgililer
Günü'ydü. Eskicilerin olduğu semte gitmekten vazgeçti.
Doğruca okula koştu. Kız geldiğinde onun yanına gitti.
Arkadaşları ilgiyle ona baktılar. Hiç aldırmadan
kıza:
" Bugün Sevgililer Günü, onun için sana bir şey
aldım," dedi.
" Öyle mi," dedi kız, " ne aldın?"
" Aldım ama veremeyeceğim, çünkü o bir rüya," dedi
çocuk.
" Rüya mı?" dedi kız. Ötekiler, " Ne garip bir
hediye, insan bir rüyayı nasıl hediye edebilir ki?" diye
kendi aralarında gülüştüler.
" Evet, bir rüya," dedi çocuk, " seni çok sevdiğimi
anlatan bir rüya. Çünkü bunu anlatmak için gerçek olan
hiçbirşey bulamadım. Çok aradım ama öyle bir şey
yoktu."
" Güzel bir rüyaymış," dedi kız. " Bugüne kadar
aldığım en güzel hediye olduğunu söylemeliyim.
|